SKRIPTURA ENSTİTÜSÜNDEN ANLAMLI VE MESAJ DOLU RESİM SERGİSİ DÜZENLENDİ

Brüksel’de bulunan Skriptura Enstitüsü’nde düzenlenen gravür resim sergisinde anlamlı mesajlar verildi. Skriptura Enstütüsü kurucusu İtalyan asıllı ve Türk vatandaşlığını da alan Leonardo Alaedin Clerici’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen resim ve sanat etkinliğinde, Ünlü Ressam Stanley William Hayter ve Anna Romanello yaptıkları tablo ve gravür sanatları sergilendi.

Brüksel’de bulunan Skriptura Enstitüsü’nde düzenlenen gravür resim sergisinde anlamlı mesajlar verildi.

Skriptura Enstütüsü kurucusu İtalyan asıllı ve Türk vatandaşlığını da alan Leonardo Alaedin Clerici’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen resim ve sanat etkinliğinde, Ünlü Ressam Stanley William Hayter ve Anna Romanello yaptıkları tablo ve gravür sanatları sergilendi.

Program’da Prof. Paolo Puppa’nın okuduğu şiir ve tiyatral gösterisi, Alizée Frippiat Harpiste’nin Arp müzik sunumu davetlilerden bol alkış aldı.

Sikriptura Enstitü Başkanı Leonardo Clerici ise hazırlamış olduğu sanatsal kataloğunu tanıtarak, bu kataloğundaki işlediği temalar hakkında davetlilere bilgiler aktardı.

İslamiyeti seçen, bir kont olan İtalyan Leonardo Clerici yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “ Bu anlamlı etkinliğimize katılımlarınızdan dolayı gerek sanatçılarımıza gerekse siz değerli davetlilerimize teşekkür ediyorum.

Bu gün burada tanınmış Ressam Stanley William Hayter ve Anna Romanello’nun birbirinden güzel eserlerini benim hazırladığı kataloğu sergilemekteyiz. Programımız Prof Paolo Puppa nın şiir ve tiyatral gösterimi ve değerli sanatçı Alizée Fripatti Harpiste’nin Arp musikisini dinleyeceğiz. Kendilerine şimdiden teşekkür ediyorum.

Ressam Hayter, tablolarında bir çok sanatın konsens edildiğini görmek mümkün. Ressam ve Yazar olan Hayter, kendine özgü çizgi ve yorumlarıyla ön plana çıkmıştır. Hayter’in baskılarındaki renk ve doku kullanımı baskı sanatçıları içerisinde zor ulaşılabilir bir konuma yükselmesine neden olmuştur. Otomatizm ve Sürrealizm ile ilgilenmiş sürrealist hareket içerisinde yer almıştır. Eserlerinde filozofik ve matematiksel çizgiler hakimdir.

Bizler Skriptura Enstitüsü olarak bu değerli ressam’ın eserlerini ve kendisini tanıtmak için bu anlamlı etkinliği düzenledik. Sanatçının eserlerindeki temalar tesadüfen de bizlerin düşünce ve çalışmalarıyla örtüşmekte.

Ayrıca Ressam Anna Romanello dakik kişiliği, çalışkanlığı ve cömertliği ile tanınan ve bir çok organizasyonlar yapan bir sanatçıdır. Ben Ressam Anna’nın sayesinde Ressam Hayter’in eserleriyle tanıştım. Bu nedenle Anna ile Hayter’in eserlerini birlikte sergilememiz gerektiğini düşünerek, bu programı düzenledik.

Sanatseverlere göstermek istedik ki, gravür tüm plastik sanatların orjinidir. Çünkü Gravür’ün temeli yazıdır. Bronz ve Bakır üzerine yapılan gravürler ile geçmiş tarihe dönülmektedir. Bu eserlerle beraber sergilediğimiz ilahi tabletlerde, kuran harflerini görmek mümkün. Bu eserler 1700-1800’lü yıllardaki eserler gibi uydurulmuş sanatlar değildir.

Bilindiği gibi geçmişte bazı bilginler ve peygamberler, çeşitli yazı, işaret  ve sembollerle düşüncelerini ifade ediyorlardı. Bilgelik gravürler gibi kelimeler kullandık. O kalıcı bir şey bu eserlerde internet kullanmadığı için sanal yapay şeyler yoktur.

Futurizim’de hareketin enerjisi, resmin enerjisi olarak görülür. Gravür yapılınca kullandığımız enerji önemlidir. Gravür söz olabilir siyasi söz, diplomatik söz gibi bu sözler insan içerisinde tutku oluşturur. Biz her zaman düşünüyoruz ki  gravür bir el sanatıdır. Ve söylenen sözlerin duyulacak şey olduğunu düşünüyoruz. Ama asıl konuşma bir gravürdür. Konuşma ise bir belagat’tır.

Ressam Anna ile Ressam Hayter’in eserlerinde  felsefe ve yaratıcılık çizgilerinin bulunduğunu konuştuk. Kutsal kitaplar her zaman gravürdür. Hayter’in Noyée adlı tablosunu hazırladığım sanatsal kataloğa koyarak onure ettim. Çünkü o eserde okyanusla teması vardı. Bu eserde Hz. Nuh ve Hz. Süleyman’ın mücizeleri tasvir ediliyor.

Ressam Hayter alanında aslında bir yıldız ama statüsünü vermediler. Pollock denilen Amerikalı ressam aslında Hayter’den üstün değildi. Ancak politik olarak öne çıkarılarak, bir eseri 250 milyon euro’ya satıldı. Aslında akıla propoganda gerekmiyor. Ancak ne yazık ki akıl ve sanatta politik bakışlar var.

Kataloğumda Anna’nında resimlerini ikinci bölüme alarak onure ettim. Katalogumdaki ‘Gizemli Kuşlar’ bölümü Anna’ya adanmıştır. Bizim burası bir galeri değil bir akademik yerdir. Bu çalışmaları burada sergilemekten onur duyduk. Aslında sanatın geleceği bu küçük de olsa akademilerdedir.

Sözlerime son vermeden Bu programı Ressam Stanley William Hayter’in eşi Sayın Désire Hayter’e adandık. Bayan Hayter’e katılımı ve desteğinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

Verilen Resepsiyon ile program son buldu.

Stanley William Hayter’in Biyografisi

 (Londra, 27 Aralık 1901- Paris, 4 Mayıs 1988), Britanyalı ressam.

Atölye 17. 1901 1988 yılları arasında yaşamış olan Stanley William Hayter, 20. yüzyılın önemli baskı sanatçılarındandır. Birbirinden bağımsız düşünmenin imkânsız olduğu Hayter, ve 26 yaşındayken kurduğu atelier 17, 20. yüzyıl sanat olayları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Gerek atelier 17'de çalışarak baskı yapan sanatçılar için gerekse Hayter’in sanatçı kişiliğinin oluşmasındaki önemi nedeniyle Atelier 17, 20. yüzyıl Baskı resim tarihi içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.

Stanley William Hayter çoğunlukla baskıcı olarak bilnmesinin yanı sıra teknik ressam, ressam ve yazar ünvanlarını da haketmiş bir sanatçıdır. S.W. Hayter hayatı boyunca 452 adet baskı yapmıştır buna ek olarak numaralı baskıları ve çizimleri vardır. ” S.W. Hayter’ın Paris’te bulunduğu sıralarda Atelier 17 ile ilgili yazdıkları ilgi toplamış Paris sanat çevresi içerisinde Hayter’i takip edilen bir sanatçı konumuna getirmiştir. “Aslında S.W. Hayter’ın baskıcı ve ressam kariyerini etkileyen iki önemli unsuru çok miktarda yazdığı yazı ve Atelier 17 oluşturmaktaydı. 1949 yılında yazdığı New Ways of Gravure ve 1962 yılında yazdığı About Prints adlı iki kitabı bulunmaktadır ”.

Atelier 17 Hayter’in hayatı boyunca birkaç kez yer değiştirmiştir. Hayter’den ayrı bir şekilde değerlendirilemeyecek olan Atelier 17 Hayter’in hayatı ile sıkı sıkıya bir bağ oluşturmuştur. Bu nedenle Atelier 17 nin tarihine bakmadan önce, sanat tarihi içinde Atelier 17’nin neden bu kadar önemli yer tuttuğunun sebeplerini aramak için S.W.Hayter’in sanat hayatına bakmak faydalı olacaktır.

1922 yılında Anglo-Iranian Oil Co. Şirketinde işe başlayan Hayter 4 yıl boyunca çalıştığı bu şirkette şirket çalışanlarının portrelerini yapmıştır. Bu dönemde yaptığı 150 adet yağlıboya resmin konularını manzaralar, nehirler, denz kenarları, botlar, petrol rafinerileri ve portreler oluşturmuştur. Şirket 1925 yılında Hayter’in yaptığı bu resimleri merkez binasında sergilemiş ve satmıştır. Bu belki de Hayter’in sanatçı olma kararını tetikleyen önemli bir faktördür. 1926 yılında Paris’te Giacometti’nin stüdyosunda akademik teknikleri öğrenmek için çalışmaya başlamış ve Akademy Julien’e kabul edilmiştir. Akademide sanat hayatını etkileyecek önemli dostluklar kuran Hayter’in arkadaşlarını Giacometti, Balthus, Calder, Anthony Gross ve Joseph Hecht oluşturmaktaydı.

1926 yılında Hecht’in stüdyosunda çalışırken kendi gravür tekniğini geliştirmiş 1927 de Atelier 17’de tekniğini anlattığı deneysel workshoplarda bulunmuştur. ”Tekniğini oluşturan en önemli faktörü geleneksel gravür tekniğini geliştirerek hakkak kalemi olarak bilinen “burin”i kullanımı oluşturmaktaydı.” Workshoplar sanat çevreleri tarafından büyük bir ilgi görmüştür.

1929 yılında Joan Miro, Hans Arp ve Yves Tanguy Atelier 17 de baskı çalışmalarına başlamıştır.

1933 yılında Hayter baskı stüdyosunu Paris’e taşımış ve çalışmalarına burada devam etmiştir. “1934-1939 yıllaı arasında Picasso’nun asistanlığını yürütmüştür.” Bu tarihler arasında kendi çalışmalarına da hız kesmeden devam eden Hayter, Picasso, Miró, Arp, Tanguy, Giacometti, Ernst, Trevelyan ve Peterdi gibi sanatçıları etkilemiştir.

1934 yılında Atelier 17 de Oedipus adlı bir dizi gravür çalışmasını tamamlayan Hayter, serinin tümünde yeni aletlerle oluşturduğu kendi yöntemini kullanmıştır. “Bu Teknikte burinin tek başına doku oluşturmakta yetersiz kaldığını fark eden Hayter, arka planları oluşturmak için el dokusunu da baskıda kullanmıştır. Beyaz çizgi yöntemiyle oluşturduğu bu yeni teknikte Hayter, beyaz çizginin gücüne herkesin dikkatini çekmek istemiştir. ” Hayter’in baskılarındaki renk ve doku kullanımı baskı sanatçıları içerisinde zor ulaşılabilir bir konuma yükselmesine neden olmuştur. Otomatizm ve Sürrealizm ile ilgilenmiş sürrealist hareket içerisinde yer almıştır.

1936 yılında, 1930 yılından beri içinde olduğu sürrealist grupla birlikte sergi açmıştır.Sürrealist grubun ilk uluslararası sergisini düzenleyen Hayter, 1939 yılında Paul Eluard’ın gruptan çıkarılmasıyla birlikte ayrılmaya karar verir. Dönemin ünlü eleştirmenlerinden olan Paul Eluard’ın Hayter için yazdığı yazılar Hayter’in ünlenmesinde önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca Samuell Beckett ve Georges Hugnet’ta sanatçıyı yakından izlemişler ve Hayter’in sanatı hakkında birçok yazı kaleme almışlardır. 1940-1950 yılları arasında New York’a taşınan atelier 17, 2. dünya savaşı sırasında Amerika’ya gelmiş olan sanatçıların uğrak yeri olmuştur.

www.belcikaaydinhaber.com