ŞU BELÇİKA’NIN HALLERİ/ Hüseyin DÖNMEZ

Uzun bir zamandır, bir köşe yazısı yazma fırsatım olmadı. Aslında şu Covid meselesi başladı başlayalı herkes gibi bizde can derdine düştük. Ellerini yıka, maske tak, kimseye el verme, kalabalık yerlerde bulunma, ziyarete gitme ve daha bir çok korunma uygulaması günlük yaşamımızı maalesef sınırladı.

Uzun bir zamandır, bir köşe yazısı yazma fırsatım olmadı. Aslında şu Covid meselesi başladı başlayalı herkes gibi bizde can derdine düştük. Ellerini yıka, maske tak, kimseye el verme, kalabalık yerlerde bulunma, ziyarete gitme ve daha bir çok korunma uygulaması günlük yaşamımızı maalesef sınırladı.

Bu durumdan biraz kurtulacağız havası eserken bir de yeni bir dalga tehditi gelmez mi, tüm planlar bozuldu elbette, izinler iptal edildi, moraller bozuldu, projeler rafa kaldırıldı, yeniden bir karamsar döneme girildi.

Ne diyelim; hayırlısı olsun artık, öyle, yada böyle hayat devam ediyor, Covid nedeniyle ölenlerimizi yalnız ve sessiz yolcu ediyoruz, kalanlarla yaşamaya devam.

BELÇİKA’DA FEDERAL HÜKÜMET HİKAYESİ

Başlığı ’Şu Belçika’nın halleri’ şeklinde attık. İstedik ki; Belçika’da onca anormal vaka oluyor, herkes seyirci, çözüm yok, tartışma yok, vizyon yok, öneri yok, ama hayat devam ediyor. Peki nasıl ve nereye kadar?

Belçika’da yılan hikayesine dönen Federal Hükümet meselesi Covid nedeniyle olsa gerek son günlerde konuşulmaz oldu. Arada bir erken seçim gündeme getirilse de siyaset arenasında henüz somut tartışmalar veya öneriler yapılmıyor.

Belçika’da 26 Mayıs 2019’da Avrupa Parlamentosu, (AP) Belçika federal ve bölgesel seçimleri yapıldı. Bu seçimler neticesinde AP’ye Belçika’yı temsilen 21 milletvekili, Federal Meclise 150 milletvekili, Brüksel Bölgesel Parlamentosuna 89 temsilci, Valonya Bölgesel Parlamentosuna 75 temsilci, Flaman Bölgesel Parlamentosuna 121 temsilci seçildi.

Belçika’nın AP temsilcileri yerlerini aldılar, Bölge hükümetleri kuruldu, ancak ortada asıl devleti temsil edecek olan Federal Hükümet seçimden bugüne neredeyse 15 ay gibi bir zaman geçmesine rağmen kalıcı bir hükümet kurulamadı.

Seçim sonrası Belçika Kralı Filip’in girişimleri sonrası Flaman Bölgesi Hristiyan Demokrat Parti-CD&V, Flaman Bölgesi Liberal Parti-Open VLD ve Frankofon Bölge Liberal Parti-Mouvement Reformist/MR partilerinin katkıları ile kurulan üçlü koalisyon parlamentoda 6 ayda bir kerhen verilen güven oyu ile geçici bir azınlık hükümeti kurmuş durumda. Frankofon Liberal Parti temsilcisi Sophie Wilmès ise şu anda Belçika Başbakanı olarak görev yapıyor.

İşler kör topal yürütülmeye çalışılıyor. Ancak uzun vadeli bir hükümet programı hazırlanması, uygulanması mümkün değil. Sadece Covid salgını nedeniyle ülkede kurulan bir Milli Güvenlik Kurulu ile güncel konularda kamuoyunun karşısına çıkan bir geçici hükümet söz konusu.

BELÇİKA SİYASETİNİN ŞAFTI KAYDI.

Peki bu işin buraya gelmesinin müsebbibi kim diye sorulursa, bence cevabı da hazır olmalı.

Maalesef Belçika’da 70’li yılların sonlarına doğru kurulan Vlaams Blok(daha sonra Vlaams Belang) ve Yeni Flaman İttifakı (Nieuw-Vlaamse Alliantie-N-VA) partileri iki konuda Belçika’yı sabote etmeye devam etmektedirler. Bu partiler tüm siyasi programlarını göçmen karşıtlığı ve Belçika’nın Flaman ve Valon Bölgeleri olarak bölünmesi üzerine kurmuş durumdalar. Bu partilerin özellikle Flaman Bölgesinde gördükleri yoğun destek maalesef Belçika’da siyaset zemininin şaftının kaymasına sebep oldu. 

Belçika’da Vlaams Belang partisi ile ortaya koyduğu ırkçı politika gereği demokrat partilerin üzerinde anlaşması sonucu ‘Cordon sanitair’ şeklinde adlandırılan ortak bir ‘siyasi tecrit’ uygulaması bulunuyor. NVA partisi ise ya hükümet kurulmasını uzun süreli engelliyor, yada kerhen katıldığı koalisyonları çeşitli mazeretlerle yıkıyor. Maksat ülkenin bu idari yapıyla yönetilemez olduğunu göstererek ülkenin bölünmesini sağlamak.

BELÇİKA YENİ BİR

HÜKÜMETSİZLİK REKORUNA KOŞUYOR.

Belçika 2010 yılında yapılan seçimler sonrası 541 gün hükümet kuramamıştı. Belçika’da bu konuda bir dünya rekoru kırmıştı. Federal bir yapısı bulunan Belçika'da siyaset yapan partiler arasındaki keskin ideolojik ayrımlar, koalisyon pazarlıklarının büyük bir çıkmaza girmesine neden olmuştu. Belçika şimdi ise yeni bir hükümetsizlik rekoruna doğru koşuyor.

Belçika'da 40 yılın üzerinde büyük pazarlıklar sonucu sürdürülen reform süreci sonrası 1 federal ve 5 bölgesel hükûmet sitemi üzerinde uzlaşıldı. Her hükümetin ise ayrı yetkilere sahip bakanları buluyor.

BELÇİKA’DA TRAJİ-KOMİK DURUMLAR.

Belçika federal bir devlet yapısıyla, bir Federal Hükümet dışında uzlaşı sonucu ortaya çıkan yeni idari siteminde Flaman bölgesi, Valon bölgesi, Brüksel-Başkent bölgesi olarak 3 topluluk ve 3 farklı yönetim bulunuyor. Bunlara ek olarak ise Flamanca konuşulan topluluk, Fransızca konuşulan topluluk, Almanca konuşulan topluluk şeklinde ayrı bir yetki alanı oluşturulmuş durumda. İşte bu karma karışık idari sitem içerisinde bu ülkeyi yönetebilecek temsilciler aranıyor.

Şu Covid salgını sürecinde bile ülke sağlıktan sorumlu bakan sayısını tartışıyor. Federal Sağlık Bakanı’nın maske alımı nedeniyle mahkemelik olması, maske takmanın gereksiz olduğu, hatta maske takmanın insanlara sahte bir korunma hissi verdiğini söylemesinin ardından iki ay sonra Federal Hükümet tarafından maske takmanın zorunlu hale getirilmesi ülkenin düştüğü trajik-komik durumu net olarak gösteriyor.

NELER HAYAL ETTİK, NELER BULDUK

Ah Belçika ah, buraya ne hayallerle gelmiştik. Modern, zengin, insan haklarına saygılı, uyumlu, insanların mutlu olduğu bir ülke olarak hayal etmiştik hep. Son günlerde ülkenin farklı bölgelerinde meydana gelen yerli yabancı kavgaları, polislerin göçmen gençlere yönelik acımasız müdahalesi, özellikle sosyal medyaya düşen görüntülerin yada çarpıtılmış bilgilere yönelik yapılan yorumları gördükçe insan ne düşüneceğini bilemiyor. Birçok göçmen kökenli insanın ‘’artık bu ülkede benim ve çocuklarımın geleceği var mı’’ diye düşünmeye başladığını hisseder gibiyim.

Şimdi ise yıllarca süren siyasi krizler nedeniyle doğru dürüst yönetilemeyen ve bu süreç sonrası doğal olarak gelebilecek ağır bir ekonomik kriz nedeniyle maaşların bile ödenememesi durumu insanı ciddi bir şekilde ürkütüyor.

Kısacası Belçika’nın geleceği hakkında oldukça kaygılı olduğumu ifade etmek isterim..