Her çocuğun hafızasında annesinin yüreğine saklanmış bir hatırası vardır... Kimi zaman bir lokma ekmekte, kimi zaman yamalı bir önlükte, kimi zaman da sessizce yapılan bir fedakârlıkta gizlidir o hatıralar…
Her çocuğun hafızasında annesinin yüreğine saklanmış bir hatırası vardır... Kimi zaman bir lokma ekmekte, kimi zaman yamalı bir önlükte, kimi zaman da sessizce yapılan bir fedakârlıkta gizlidir o hatıralar…
Benim de hafızamda anneme ait böyle bir kış sabahı saklıdır.
İlkokula gidiyordum. Sabah uyandığımda evimizin içi soğuktu. Teneke sobamızın cılız sıcaklığı sadece oturduğumuz odayı ısıtıyordu. Okula hazırlanırken çorabımın başparmak kısmının yırtıldığını fark ettim. Çocuk aklımla telaşlandığımı hatırlıyorum. Çünkü başka çorabım yoktu. Annemin yenisini alacak durumu da yoktu…
Öylece annemin yüzüne bakıp mavi gözlerine daldım.
Benim bu hâlimi gören annem hiçbir şey söylemedi. Sessizce odadaki eski sandığın başına gitti.
O sandık, annemin en kıymetli eşyalarının, acılarının ve babamla dolu anılarının saklandığı yerdi.
Bayramlık yazmalar, özenle katlanmış birkaç parça giysi, naftalin kokusuna sinmiş yıllar…
Sandığın kapağını yavaşça açtı. İçinden, yalnızca misafirliğe giderken giydiği siyah, ince ve temiz çorabını çıkardı. Yanıma oturup onu sevgi dolu gözlerle ayağıma geçirdi. O an anladım ki annem, merhametin ve şefkatin en saf hâliydi.
Sanki kendi üşümeyecekmiş gibi ardından saçımı düzeltti. Eski, yamalı mantomu üzerime giydirip her zamanki sakin sesiyle:
"Geç kalma kızım," dedi.
Ben o gün okula gittim.
Ama annem o gün ne giydi, ayağı üşüdü mü, bunu hiç düşünmedim.
Çocukluk biraz da böyledir zaten; insan anne sevgisini hep var olacak bir şey sanır.
Aradan yıllar geçti…
Şimdi ben de bir anneyim. Ve artık çok iyi biliyorum:
Anneler, kendi yokluklarını çocuklarına hissettirmeden yaşayan sessiz dâhilermiş...
Bir çorabı paylaşırken bile evladının gururunu incitmeyen…
Kendi üşüse de onun içini ısıtan…
Hayatın en zor zamanlarında bile sevgisini sessizce büyüten o zarif yürekler…
Bugün dönüp geçmişe baktığımda, o eski evimizin yoksulluğunu değil; annemin zengin yüreğini hatırlıyorum.
Çünkü bazı anneler, çocuklarının ayağı üşümesin diye kendi yokluğunu sessizce örter.
Ve insan yıllar sonra anlıyor:
Bir annenin fedakârlığı, dünyadaki en görünmez ama en büyük sevgidir.
Anneler Günü vesilesiyle;
Rabb’imin bahşettiği ömrü sessizce evladına adayan, sevgisini çoğu zaman fedakârlığının içine gizleyen bütün annelerin ellerinden sevgiyle öpüyorum.
İyi ki anneler var. ????
Rahmet-i Rahmân’a kavuşan tüm annelerimizin de mekânı cennet olsun.????
Gülderen Gökçe
























