BTMB BAŞKANI HÜSEYİN DÖNMEZ 4. AVRUPA TÜRK MEDYA ZİRVESİNDE KONUŞTU.

Bugün Avrupa’da Türkçe Medyanın Çöküş ve Kayboluş Süreci Yaşanmaktadır. Bir zamanlar geniş kitlelere hitap eden toplumun sesi olan Türkçe yayınlar, (Hürriyet, Miilliyet, Tercüman, Sabah ve daha niceleri) yaşanan finansal krizleri aşamayıp, etkisiz ve itibarsız bir noktaya sürüklenerek sessizce yok oldular. Yerini yerel gazetelerimiz aldı ancak belli bir süre sonra onlarda başta finansal destek eksikliği olmak üzere benzer sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Şimdi ise sadece kahramanca son çırpınışları ile ayakta kalmaya çalışan sayıları azalmış bir medya sektörümüz kaldı.

Bugün Avrupa’da Türkçe Medyanın Çöküş ve Kayboluş Süreci Yaşanmaktadır.

Bir zamanlar geniş kitlelere hitap eden toplumun sesi olan Türkçe yayınlar, (Hürriyet, Miilliyet, Tercüman, Sabah ve daha niceleri) yaşanan finansal krizleri aşamayıp, etkisiz ve itibarsız bir noktaya sürüklenerek sessizce yok oldular. Yerini yerel gazetelerimiz aldı ancak belli bir süre sonra onlarda başta finansal destek eksikliği olmak üzere benzer sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Şimdi ise sadece kahramanca son çırpınışları ile ayakta kalmaya çalışan sayıları azalmış bir medya sektörümüz kaldı.

Avrupa'daki Türkçe medyanın Reklam gelirlerinin düşüklüğü, matbaa ve dağıtım maliyetlerinin yüksek olması yayın hayatını sürdürmeyi zorlaştırmaktadır. Nitelikli gazeteci bulma zorluğu, profesyonel eğitim eksikliği ve genç nesillerin medyaya ilgisizliği önemli bir sorundur. Avrupa ülkelerindeki Türk gazetecilerin akreditasyon süreçlerinde yaşadıkları bürokratik engeller ve sarı basın kartı tanınması sorunları devam etmektedir. Geleneksel medyanın (gazete, dergi) dijitalleşmeye ayak uydurmakta zorlanması ve yeni medya araçlarının etkin kullanılamaması sorunu yaşamaktadır. Genç neslin Türkçe dil becerilerinin azalması, Türkçe medyanın hedef kitlesini daraltmakta ve içerik üretimini karmaşık hale getirmektedir. İşte bu sorunlar, Avrupa'daki Türk toplumunun doğru bilgilendirilmesi ve seslerini duyurabilmeleri için bir engel teşkil etmektedir.

Yurt dışında yaşayan 7 milyonun üzerindeki insanımızın hayatını kayıt altına alan onların hak ve hukukunu savunan Yurt Dışı Medya Sektörü ortaya milli bir polkitika konulamadığı ve sektör olması gerektiği gibi desteklenmediği için yaşadığı zorlukları aşma mücadelesini, motivasyonunu kaybedip sessiz bir kayboluş süreci yaşamaktadır.

Avrupalı Türklerin Kaderi Yaşadığımız Ülkelerin Medyasının İnsafına Terkedilmemelidir.

Avrupalı basın kurumları ve ırkçılık ilişkisi, son yıllarda artan aşırı sağ hareketler, göç krizleri ve kurumsal ırkçılık tartışmalarıyla birlikte yoğun bir inceleme altındadır.

Artan Irkçı Söylemler, İslamofobi ve Yabancı Düşmanlığı, Kurumsal Irkçılık, Seçici Evrensellik gibi sorunlar Avrupa'da demokrasi kriziyle birlikte, özellikle göçmenlere yönelik hak ihlallerinin haberleştirilmesinde çifte standartlar uygulandığı, "seçici evrensellik" çağında ırkçılığın normalleştirildiği ifade edilmektedir. 

Avrupa Basınında Ötekileştirme, Kalıpyargılar ve Yetersiz İnsan Hikayeleri, Kadın Göçmenlerin Çifte Dezavantajı tek boyutlu anlatılarla (kurban veya tehdit) olarak sunulmakta, göçmenlerin "insan" olma yönleri vurgulanmamaktadır.

Almanya'da Türklere karşı işlenen kundaklamalar ve cinayetler, ülkedeki ırkçılık ve yabancı düşmanlığının en trajik yansımaları arasında yer almaktadır. Bu saldırıların en bilinenleri arasında Mölln Saldırısı (1992), Solingen Faciası (1993), NSU Cinayetleri (2000-2006), Hanau Saldırısı (2020) gibi olaylarda yitirdiklerimizi bir düşünün. Almanya medyasının olayları yansıtma ve takip etme refleksini bir düşünün

Kısaca 7 milyon insanımızı yaşadığımız ülkelerin medyasının insafına terk edemeyiz.

Bugüne kadar devletimiz 4 zirve organize etti. Kanal Avrupa’nın ise bu 4. Medya Zirvesi.

Şimdi geçmişte Brüksel’de yapılan 2. Medya Zirvesinde aldığımız notlara bir göz atalım.

Brüksel Büyük Türkçe Medya Zirvesi 26-09-2011

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 

 "Avrupa`da Türkçe yayın yapan medya organları sayısal olarak belki yüzlerle ifade ediliyor ama etki alanı bakımından daha güçlü olmamız lazım. Avrupa`da Türkçe yayın yapan medya kuruluşlarını desteklemek ve güçlendirmek istiyoruz. Avrupa`daki Türk basın mensuplarının en önemli sorunlarından habere ulaşım ve sarı basın kartı konusundaki talepleri karşılayacağız. Avrupa`da Türkçe yayın yapan medya organlarının temsilcilerinden, bölgesel güç konumunu geride bırakma aşamasına gelen Türkiye`nin doğru algılanmasına yardımcı olmalasınız’’

(Sonuç. Söylenenler maalesef eski gazete sayfalarında kaldı ve unutuldu.)

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya:

‘’Türkiye`de yerel medyaya verdiğimiz desteği yurt dışındaki Türkçe yayın yapan medyaya yönelik katkı amacı ile başlatılan çalışmalar çerçevesinde özellikle sarı-basın-kartı konusunda gerekli düzenlemeleri yaptık ve ilk kartların dağıtmaya başladık.’’

(Sonuç: Kocaman bir sessizlik)

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin:

TRT ile birlikte çalışmak isteyenler için ‘’Avrupa Türkçe Medya temsilcilerinin, medya organlarının projelerini bekliyoruz’’ dedi.

(Evet doğru, Trt Türk’de yeni bir rüzgar esiyor ancak o rüzgar her nedense bizim tarafa esmiyor. Bu konuda tespit, gözlem ve kanaatlerimiz var, ancak bunu sorumlularla yüz yüze konuşmayı tercih ederim)

Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kemal Öztürk:

Başkan Kemak Öztürk Brüksel’de Avrupalı Türk basın mensuplarına ``Anadolu Ajansı`nın sizlere her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade etmek istiyorum. Haberlerimizle, fotoğraflarımızla, görüntümüzle, sosyal medya ürünlerimizle ya da uzmanlık alanlarımızla arzu edeceğiniz bütün desteğe hazırız. Sizler Türkiye`nin öncü kuvvetlerisiniz, Avrupa`daki büyükelçileri, başkonsoloslarısınız. O yüzden bize düşen şey sizlere hizmet etmektir`` dedi.

(Sonuç: Anadolu Ajansı yapılan ilk uygulamalar sonrası üyelerini potansiyel müşteri gibi görmeye başladı ve uygulama amacından saptırıldı)

Yurtdışı Türkler ve Akrabalar Topluluğu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Dönmez:

Dönmez konuşmasında ``Genel talep olarak sunulan “Avrupa`daki Türkçe medyanın maddi imkanlar ile ilgili taleplerini bünyemizde değerlendirip gereken adımları atacağız” dedi.

(Şimdi bizler merak ediyoruz. YTB Kurumu Yurtdışı Türkçe Medya Sektörünün güçlendirilmesi adına ne tür projeler yaptı. Ne tür destekler sundular?)

Sonuç olarak Avrupa Türkçe Medya Sektörü bir milli politika çerçevesinde ele alınmadan sorunlarına çözüm bulunması mümkün değildir. Bu sektörün sorunlarını birinci elden takip edecek bir mekanizma derhal oluşturulmalıdır. Bugüne kadar yapılan 8 zirvede konuşmalar yapılmıştır, sözler verilmiştir, raporlar hazırlanmıştır ve bir güzelce arşive konmuş raflara kaldırılmıştır. Olan budur.

Kaynak: www.gundem.be