THY’DE YAŞADIKLARIMIZ AFFEDİLEMEZ / Hüseyin Dönmez

Bu yıl 11 Ağustos 2022 tarihinde THY ile eşim ve kızım 3 kişi Brüksel-İstanbul-Edremit için bilet aldık. Yani Brüksel Zaventem Havalimanı’ndan, İstanbul Havalimanı bağlantılı Edremit Koca Seyit Havalimanına erişmek için yola çıktık.

Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımızın yaptığı gibi her yaz döneminde bizlerde bir sıla özlemi duyguları içerisinde yollara düşeriz.

Bazen kendi özel arabamız ile ülkeleri aşar vatanımıza kavuşmanın mutluluğunu yaşarız, bazen de bu kavuşmayı uçak ile yaparız.

Ancak bu yıl büyük bir heyecanla THY aracılığı ile başlattığımız izin serüveni maalesef dönüşte tam bir kaosa dönüştü.

Nasıl mı ?

İşte tek tek anlatalım

TEK TARAFLI BİLET İPTALİ

Bu yıl 11 Ağustos 2022 tarihinde THY ile eşim ve kızım 3 kişi Brüksel-İstanbul-Edremit için bilet aldık.  Yani Brüksel Zaventem Havalimanı’ndan, İstanbul Havalimanı bağlantılı Edremit Koca Seyit Havalimanına erişmek için yola çıktık. Gidiş sürecinde bir sorun yaşamadık. Ancak gidişimizden birkaç gün sonra mail hesabımda fazla bir açıklama yapılmayan kısa bir ileti gördüm. İlk etapta spam olabileceğini düşündüm. İletiyi incelediğimde THY’den kısa bir açıklama ile 14 Eylül 2022 tarihindeki uçuşumuzun Edremit-İstanbul olan bölümündeki uçuşun saatinin değiştirildiğini gördüm.

Peki İstanbul-Brüksel bağlantısı için bir şey var mı, diye iletiyi iyice inceledim, fakat bir açıklama yoktu. İşin en çarpıcı yanı ise saat değişikliği nedeniyle ben ve aile bireylerim Edremit-İstanbul yolculuğu yaparken, biletimizin olduğu THY İstanbul-Brüksel uçağı çoktan kalkmış olacaktı.

Elbette hemen iletişim kanallarını yokladık, ısrarla aramalarımız sonucunda bir yetkiliye ulaştık ve durumu izah ettik.

Cevap, ''evet, haklısınız'' oldu. Yeniden bir düzenleme yapıldı. Bizde dönüş programımızı bize verilen yeni uçuş saatlerine göre ayarladık.

Peki geriye ne kaldı, sadece kaygı ve güvensizlik.

THY’nin müşterilerine bu tür düzensizlikler yaşatmaya hakkı var mı?

PİLOT DEĞİL, SANKİ SOKAK KABADAYISI

Şimdi gelelim asıl meseleye;

14 Eylül 2022 günü Edremit Havalimanı’ndan saat 15:10–16:20 arası uçuşumuz sorunsuz başladı. Ancak İstanbul Havalimanı’na inince işler ters gitmeye başladı. Pilot bir türlü aprona yanaşamıyordu. Yarım saate yakın havalimanında dönüp durduk. Bu arada iyice bunalan çocuk sesleri, bağlantılı uçakları olan havalimanında tanıştığımız yolculardan ‘’Uçağımızı kaçıracağız’’ serzenişleri yükselmeye başladı. Elbette bizde kaygılandık. Çünkü öğrendiğimiz kadarıyla havalimanında iç hatlar, dış hatlar arası epey mesafe var. Ayrıca pasaport kontrol noktasında ne kadar yoğunluk var bilemiyorsunuz. Bizler bu kaygıları yaşarken uçağın pilotu havalimanında yarım saate yakın dönmesine rağmen bir türlü bir aprona yanaşamıyor ve ayrıca herhangi bir açıklama da yapmıyor. Halbuki uçak pilotu uçağa biniş-iniş sürecinde hava durumu dahil bir çok açıklamada bulunur. Yani hem uçağı yönetir, hem yolculara düzenli bilgiler vererek onların kendilerini rahat hissetmelerini sağlarlar. Şayet kaptan meşgul ise bunu diğer uçak görevlileri yapar. Klasik düzen böyledir.

Kısaca böyle bir ortamda şahsen, ‘’Kaptan inecek var, döne döne başımız döndü, daha gidecek yolumuz var’’ deyiverdim. Maksadımız havalimanına inişimizden epey bir süre geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapılmamasına yönelik bir serzenişti. Belki sesimize kulak verilip bir açıklama yapılır diye düşündük.

Birkaç dakika sonra bir hostes gelerek ‘’kulağıma kaptan sizinle görüşmek istiyor’’ diye fısıldadı.

Ben de ‘’elbette, olur’’ dedim.

Uçağın çıkış kapısına gelince pilot M.B önüme çıkarak arogant, sert bir şekilde ‘’sesini yükselten sen misin’’ diye hitapta bulundu. Hiç beklemediğim, alışık olmadığım bir tavır ile karşılaşmıştım. Şaşırdım elbette, ‘’ evet, bendim, sizden neden bu kadar bizi dolaştırdığınızı öğrenmek istedim, buna hakkımız var’’ diye cevap verdim.

Ancak pilot kafasına koymuş bir kere, arka arkaya agresif bir şekilde; ‘’geç şuraya, köşede bekle, uçak içinde sesinizi yükseltemezsiniz, hakkınızda tutanak hazırlayacağız, polisleri çağırın’’ diye konutlar vermeye başladı.

THY pilotu M.B bu tavrı ömründe 42 yıl gazetecilik yapmış, birçok sivil toplum örgütün kurucusu ve yöneticisi olmuş, 62 yaşında bir vatandaşa, bir THY yolcusuna karşı sergiledi. Bir diğer önemli nokta ise yanımda yüksek şeker hastası eşim ve kızımın olması ve bu nahoş durumdan son derece olumsuz etkilenmesiydi.

Neyse tutanak tutuldu, polis görevlileri geldiler ve onlarla polis merkezine gitmek üzere yola düştük. Bu arada pilotun bizi tavır ve halleri ile provoke etme çabalarını ise sadece gülerek geçiştirdik.

Polis memurları ve daha sonra bize erişen müdürlerine durumu izah edince sağolsunlar, ‘’durum anlaşıldı, sorun yok’’ diyerek bize dış hatlar polis kontrol noktasına kadar eşlik ederek yolcu ettiler. Kendilerine teşekkür ederiz.

Şimdi soruyorum; THY gibi bir dünya markası olan bir kuruma böyle saldırgan, agresif, arogant bir pilot yakıştı mı?

KİMİ KİME ŞİKAYET EDECEKSİNİZ?

Aslında havalimanında bizzat pilot hakkında polis bürosunda bir şikayet dilekçesi vermem gerekirdi. Fakat İstanbul-Brüksel uçuş saatimizin yaklaşması, eşim ve kızımın yaşadığı panik ve üzüntüyü görünce uçuşun aksamaması adına yolumuza devam ettik.

Bu konuda gerekli uyarıları elbette yapacağım. Hem yaşadıklarımı kamuoyu ile paylaşacağım, hem de bu konuda yetkili olduğunu düşündüğüm makamlara gerekli yazıları hazırlıyorum. Bunlardan ne çıkar bilemiyorum, ancak birilerinin uğradığı haksızlığı dile getirmesi gerekiyor.

Kim bilir, yazdıklarımız belki yetkilerin gözüne çarpar ve gereğini yaparlar.

İSTANBUL HAVALİMANINDA ZAMAN SORUNU

Şimdi burada değinmek istediğim bir başka nokta var. Ülkemizde son 20 yıl içerisinde özellikle ulaşım konusunda müthiş yatırımlar yapıldığını görüyoruz. Düzeltilmiş yollar, duble yollar, otoyollar, köprüler, hava limanları, tüm bunları görünce insan elbette ülkesi adına seviniyor. Avrupa’da birçok ülkenin havalimanını görünce birçoğu gözüme kasaba otobüs terminali gibi geliyor.

Ancak işin bir de başka boyutu var. Örneğin İstanbul Hava Limanı devasa bir yatırım. Bir noktadan, diğer noktaya ulaşım çok uzun sürüyor. Havalimanında birçok noktada ulaşacağını yere kaç dakikada varacağınız ile ilgili uyarılar var. Şayet atletik bir yapınız var ve yürümeyi seviyor ve yeterli zamanınız varsa sorun yok. Ancak yaşlı iseniz, yada sağlık sorunlarınız varsa İstanbul Havalimanı’na inmek konusunda önce bir düşünün derim. İstanbul Havalimanı'nda iç ve dış hat için iki ayrı terminal bulunuyor. İstanbul Havalimanı'nda en uzak iki nokta arasındaki yürüme mesafesi 2.130 metre olduğu belirtiliyor. Bu mesafeyi bir de yol iz bilmediğiniz bir ortamda, doğru noktaya nasıl varırsınız, bir düşünün.

İşte böyle; biz ülkemizi seviyoruz, kurumlarımızı seviyoruz, yapılanlardan gurur duyuyoruz, ancak herkes görevini adam gibi yapmalı diyoruz.

~http://www.gundem.be/yazarlar/huseyin-donmez/thyde-yasadiklarimiz-affedilemez/